Ana Sayfa » siyaset

Bahriye Üçok’u neden anmadık?

8 Ekim 2008 Erdinc Akbay 1 yorum var

Sevgili arkadaşlar; 6 Ekim Pazartesi günü ilahiyat doçenti Bahriye Üçok’un bombalı bir paket ile hayata veda edişinin 18. yildönümü idi.  Basında belki birkaç küçük haber dışında herhangi bir yansıma gözleyemedim. Umuyorum ki gözden kaçıran ben olmuşumdur ve umuyorum ki bu hayat ve bu ölüm hakkındaki çok önemli detaylar kitlelerce çok iyi anlaşılmıştır.

Bahriye Üçok’u, burada, özgeçmişininden kısa alıntılar yaparak çok geleneksel bir şekilde anacağım, ancak özgeçmişin içinde bazı noktaları koyu renk ile yazacak ve bu gerçeklerin aslında daha da koyu olduğunu anımsatmaya çalışacağım.

Doç. Dr. Bahriye Üçok (d. 1919, Trabzon – ö. 6 Ekim 1990, Ankara); Türk tarihçi ve siyaset bilimci, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, Kontenjan Senatörü, Ordu Milletvekili ve SHP Parti Meclis Üyesi.

İlk ve ortaokulu Ordu’da okuyan Üçok, İstanbul Kandilli Kız Lisesi’ni bitirdi. Yüksek öğrenimini Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Ortaçağ Türk-İslam Tarihi Bölümü‘nden alırken aynı zamanda Devlet Konservatuarı Opera Bölümü’ne de devam etti ve bu bölümü de bitirdi. Samsun ve Ankara’da on bir yıl süren lise öğretmenliğinden sonra 1953 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi oldu. Aynı zamanda bu fakültenin ilk kadın öğretim üyesidir.

1957 yılında doktor, 1964 yılında “İslam Devletlerinde Kadın Hükümdarlar” adlı çalışmasıyla da doçent olmuştur. Farsça ve Arapça’yı iyi derecede bilen Üçok, Kur’an-ı Kerim’e bağlı kalarak İslam dinini çağdaş, gerçekçi ve dinin özünde bulunan hoşgörüyle yorumladı. Bu nedenle 1960′lı yıllardan itibaren tehditler almaya başladı ve kendini güvende hissetmediği için akademik çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.

Kasım 1988′de televizyonda yapılan bir açık oturumda “İslam’da örtünmenin ve oruç tutmanın zorunlu olmadığını” açıklamasından sonra “İslami Hareket” adlı örgütün yoğun tehditlerini almaya başladı. Üçok, 6 Ekim 1990 günü Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Köroğlu Caddesi’nde bulunan evine Ekspres Kargo tarafından ulaştırılan ve gönderici olarak İlmi Araştırmalar Vakfı’nın göründüğü kitap paketini, saat 16:30 sularında, kapısının önünde açmaya çalışırken paketin içine yerleştirilmiş olan bomba patladı. Ağır yaralı olarak Hacettepe Tıp Fakültesi Acil Servisi’ne kaldırılan Üçok, saat 20:00 sularında, burada yaşamını yitirdi.

SHP Parti Meclisi üyesi olan Doç. Dr. Bahriye Üçok, katledildiği sırada SHP için bir laiklik raporu hazırlamaktaydı. Üçok, katıldığı toplantılarda sık sık laiklik, kadın hakları ve irtica tehlikesi üzerinde durmuş ve “laikliğin savunucusu ilahiyatçı” olarak tanınmıştır.

Fransızca, Arapça ve Farsça bilen Üçok, “İslam’dan Dönenler”, “Yalancı Peygamberler” ve “İslam Devletlerinde Kadın Hükümdarlar” adlı üç kitap yayınlamıştır.

Ölümünün ardından adı, İzmir’de önemli bir meydana; Artvin ve Ankara’da da birer caddeye verilmiştir!!!

Doç. Dr. Bahriye Üçok’un Ankara’daki evine gönderilen bombalı paketin patlaması sonucu yaşamını yitirdiği olayın ardından, paketi kabul eden ‘Kargocu Kız’ olarak tanınan Gülay Calap, uzun süre ortadan kaybolmuştu. 16 Ocak 1994 tarihinde İzmir’de Türkiye Devrimci Halk Partisi İzmir sorumlusu olarak gözaltına alınan Calap, örgütün PKK’nın yan kuruluşu olduğu gerekçesiyle çıkarıldığı mahkemece 22 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Kargocu Kız, cezasının 4 yıllık bölümünü Çanakkale E Tipi Cezaevi’nde tamamlamış, 12 yıl hapis yattıktan sonra tahliye olmuş, DTP Parti Meclisi üyesi olarak 2007 Nevruz’da Çanakkale’ye gelmişti. Calap, 2007′nin Kasım ayında yapılan parti kongresinde DTP Genel Başkan Yardımcısı olmuştu.

Calap, Çanakkale’de 21 Mart 2007 tarihinde, DTP Parti Meclisi üyesi olarak katıldığı Nevruz etkinliğinde yaptığı konuşmada bölücü terör örgütü PKK’yı ve lideri Abdullah Öcalan’ı övdüğü iddiasıyla, ’suç ve suçluyu alenen övmek’ suçlamasıyla adliyeye sevk edildi. 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Calap, bugüne kadarki iki duruşmaya katılmadı ve talimatla ifadesi alındı.

Bir yanda laiklik savunucusu, uygar ve islamı kendi özü olan hoşgörü ile yorumlayan Türk bilim kadını; bir yanda radikal islamcı terör; bir yanda PKK; bir yanda da bunları unutan bizler…

Haydi çıkın bakalım işin içinden…

Özgeçmiş için kaynak: Vikipedi



Erdinc Akbay tarafından yazılan diğer yazılar

1 yorum var »

  • ermeka demiş ki:

    Bahriye Ucok’un olum yildonumuyle ilgili benim de gozume ciddi bir haber carpmadi. Hatta Erdinc’in sayesinde haberim oldu. Kendisini neden anmiyoruz? Cunku oluye saygi artik kalmamis ve moda degismistir. Artik son yillarin modasi Fetullah Hoca’dir. Oyle ki, ana haber bultenlerinde kendisinin Amerika’da vermis oldugu iftar yemegi dakikalarca yayinlanmaktadir. Inanmasi guç, kabul edilmesi imkansiz ama davetliler arasinda T.C. Cumhurbaskani’da vardir!!! Fetullah Efendi’nin borusu Amerika’lardan oterken, Basbakan saygisizca sehit için “kelle” yakistirmasi yaparken, aydin bir Turkiye için ihtiyacimiz olan rahmetli Ucok’u anma ihtimali çok iyimser bir bekleyistir…. Yine de anlamli yazi için cok tesekkurler..

Cevabınızı yazın!

Yorum yazabilmek icin giriş yapmış olmalisiniz.