Cam Duvar mı, Röntgen mi?!
1977′de doğdum ve bebek denecek yaşlarımdan beri “işkence” kelimesi hep hayatımda oldu. Ama hep gizli saklı. Bir tabuydu işkenceden bahsetmek, hele ki varlığını iddia etmek… Bir kamu görevlisinin ağzından duymak bir yana, konu komşu arasında yüksek sesle söylenmesi bile imkansız bir kelime.
Son günlerde Başbakan’dan tutun da İçişleri Bakanı’na kadar herkesin dilinde bir “işkence” lafıdır gidiyor.. Üstelik de özür cümleleriyle bir arada kullanılıyor. Bu şaşılacak tavırların altında yatanı, elbet, bekleyip göreceğiz de…
Esas mesele şu: Elinde silahı bile olmayan bir insana, sırf polis olduk diye silah doğrultup bir de o silahı ateşleme hakkını nereden alıyoruz?! Polisin görevi neydi ki: Güvenliğimi sağlamak mı, hayatıma kastetmek mi?! Ya da bu türden şeyler yapanlar kendilerini ne sanıyor: Polis mi, cellat mı?! Peki bu adamları ne durdurabilir: Camdan duvarlar mı, röntgen sonuçları mı?!










Dur diyelim baslikli yazi ile iliskilendirilince daha bir kara mizah, daha bir derin anlam olusuyor sanki…
Baglantılarıdan en ilgimi çeken ilki oldu. Sayın Bakan nasıl olurda olayı “bireysel ve münferit” olarak değerlendirir aklım almıyor. Bu olayın böyle olmadığını anlamak için zanlıya 5-6 kişi mi girişmeliydi? O zaman da “bu iş çete işi valla bizim alakamız yok mu diyecekti”.
Kendi idaresindeki kurumların yedikleri naneleri, bir tek kişiye yıkarak, polislerin içinde bulundukları travmanın sorumluluğunu paylaşmaktan kaçma korkaklığını gösteren ve her yanlışı oylarım gidecek korkusuyla başkalarına mal eden kişilerin devleti yönetmesi ne kadar doğru?
Cevabınızı yazın!
Yorum yazabilmek icin giriş yapmış olmalisiniz.
Üyelere özel
Yazarlar
Sayfa sayacı
Yoklama
KATEGORILER
Arşivler
RSS sayaci
Yazi takvimi
Etiketler