Ana Sayfa » Gündem

Annesinin Mustafa’sı

2 Kasım 2008 burcu taykurt Hiç yorum yapılmamış

Çok eleştirildi ve daha çok eleştirilecek. Merakla beklediğim belgeseli sonunda izleme şansım oldu. Atatürk gibi bir kahraman ile ilgili belgesel film yapmak, hele ki bu kahramanın özel hayatını izletmek, ciddi cesaret isteyen bir iş. Bu cesareti gösterenler bu kadar eleştiriyi de mutlaka tahmin etmişlerdi.

Gelelim belgeselin ayrıntılarına. Aslında çok farklı yorumlara mahal verebilecek bir çalışma. Yıllardır kocaman heykellerine ve resimlerine baktığımız; kitaplarımızın ön sayfalarında çatık kaşları, derin bakışlarıyla gördüğümüz o ulaşılmaz zat yerine, belgeseldeki Mustafa, bizden birisiydi. Yalnızlık çektiği günlerinde yanında olabilseydim, ellerine sarılabilseydim, dedirten bir çalışma. Evet, bir dahiydi, bir kahramandı, önderdi; ama nihayetinde insandı ve korkuları, zaafları vardı; aşık da olabilirdi, hatta ağlayabilirdi de. Destansı başarıları ile ruhsal karmaşalarının iç içe anlatıldığı bu belgesel, bana göre içeriği açısından etkileyici noktalara değinmiş.

Bunun yanı sıra filmdeki animasyon sahneleri ve müzikler zayıf kalmış. Goran Bregovic yerine Fahir Atakoğlu müzik işini daha iyi kıvırırdı ve bekli de Mustafa filminin müziklerinin yer aldığı albümü almak için sabırsızlanan birçok kişi olabilirdi şu anda. Ama daha da önemlisi böylesine derin bir temanın arka planında yürekleri titreten bir melodi işleseydi içimize.

Dikkatimi çeken bir diğer husus ise; belgesel boyunca genelde Mustafa tiplemelerinin yüzleri gösterilmiyor fakat son dönemlerini canlandıran kişiye, en azından, malum banka reklamında sevgili Haluk Bilginer’e yapılan makyaj kadarı yapılamaz mıydı? Filmi izleyenler görecekler, açıkçası bu detaylar atlanmasaymış çok daha başarılı bir çalışma olurdu nazarımda.

Belgesel ile ilgili tartışmalar devam ederken hangi amaçla çekildiği hep bir muamma olarak kalacak. Paranoyak yanım bir yandan soru işaretleri koyup duruyor düşüncelerime: Acaba laikliğin tartışıldığı bu kritik dönemde hangi amaçla ve neye hizmet için yapılmıştı? Belki de sadece bir belgesel, “Sarı Zeybek” gibi. Bu kadar sansasyonun nedeni Mustafa Kemal Atatürk’ün bir oturuşta bir büyük rakı içiyor olması mıydı? Her vakit namaz kılmıyor diye mi dinsiz yaptınız? Nedir bu düşünce sakatlığı! Şimdilerde bilumum günahı işleyip, din Allah Kitap, diyenler aklıma geliyor, hay Allah! Belki de asıl siyasi amaç güdenler bu tarz eleştirileri yapanlar olabilir mi?

Uzun lafın kısası, halkını o kadar iyi tanıyordu ki. Seneler sonra İstanbul’a tekrar dönerken vapur yaklaşıyor iskeleye, binlerce insan selamlıyor kendisini. Yanındakilerden birisi soruyor “Heyecanlı olmalısınız?” diye, Atatürk’ün cevabı ise “Zaferi paylaşmak için buraya toplanan bu kalabalık, yarın yaşadığımız bir başarısızlıkta bizi linç etmek için de toplanır!”



burcu taykurt tarafından yazılan diğer yazılar

Cevabınızı yazın!

Yorum yazabilmek icin giriş yapmış olmalisiniz.