Musti Belgeseli
Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın mezuniyeti, ardından ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi doktorasına uzanan bir eğitim hayatı… Sayısız televizyon programı, kitap, köşe yazısı ve belgesel… Bu sefer olmadı Can, otur yerine, sıfır! Hatta mümkünse çık dışarı!
Neymiş, artık bu belgeselle tabular yıkılmış ve Atatürk’ün hiç bilinmeyen yönleri ortaya çıkmış, yok efendim, çok geç kalınmış bir çalışmaymış, falan filan… Özensiz, eksik ve zaman zaman saptırılmış yorumlarla; yanıltıcı, kısacası fuzuli bir 130 dakika.
Can, belki bu kadar acımasızca yapılan bütün eleştirileri hak etmiyorsun, ama sana müstahak! Lafı uzatmaya gerek yok. Çok mu merak ediyorsunuz Atatürk’ün okul kitapları dışındaki hayatını? Alın, açın, okuyun!
İtalyan Liyakat Nişanı’nın Komandör, Fransız Légion d’honneur Nişanı’nın Şövalye, Hollanda Orange-Nassau Nişanı’nın Officier rütbelerine sahip olan, Avrupalı gazeteci-yazar Willy Sperco’nun gözüyle yazılmış “Mustafa Kemal Atatürk 1881–1938″ isimli kitabı okuyun.
Titiz araştırmaların sahibi tarihçi Prof. Paul Dumont’un yazdığı éMustafa Kemal ve Çağdaş Türkiye’nin Doğuşu” kitabını okuyun.
Şimdiye kadar yayınlanmış en kapsamlı Atatürk incelemesi olan Lord Kinross’un “Atatürk, Bir Milletin Yeniden Doğuşu” kitabını okuyun.
Yok, ben gavurların yazdığını okumam derseniz açın Şevket Süreyya’nın “Tek Adam”ını okuyun.
Vazgeçtim, hiç birini okumayın. Okumamış olanlar için söylüyorum, sadece Nutuk’u okuyun. Ben okuyamam, Nutuk çok kalın, derseniz buna da çözüm var. CD olarak sesli Nutuk satılıyor; alın, dinleyin.
Nutuk’u ve bu kitapları “Mustafa” isimli belgeselde anlatılanlarla bir karşılaştırın. Tabular mı yıkılmış yoksa pot üstüne pot mu kırılmış, göreceksiniz.
Sadece hayal edin, bir ay sonra Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın daha önceden hiç bilinmeyen ve farklı yönlerini anlatan “Tayyib” isimli bir belgesel gösterime girecek. Böyle bir şeyin olması mümkün mü, değil mi; siz düşünün..
Mertebe, zekâ, kültür, öngörü, cesaret ve idare becerisi yönünden dünyanın takdirini toplamış bir karaktere, tabiri caizse askerlik arkadaşıymış gibi, “Mustafa” diyerek hitap etmek cibilliyetsizlikten başka bir şey değildir.
Dedim ya, bu sefer olmadı Can! Otur yerine, sıfır! Hatta mümkünse özür dile!










Bravo! Tek kelimeyle muhtesem bir yazi! Tebrikler!
Bahsedilen kitaplar hakikaten okunası eserler. En azından birini okumak şart.
Sarı Zeybek’i yapan birinden beklenmeyecek bir eser olmuş. Atatürk’e bu kadar atıp tutan zırzop varken böyle bir belgesel zamansız ve gereksiz oldu bence.
Bilinmeyen yönlerini öğrenmek hepimizin boynunun borcu. Ama bu yönlerini çoğu cahil olan yalnız ve güzel halkıma, altında yatanları kendilerinin anlamasına bırakılmış bir şekilde aktarırsan, zaten teker teker yok edilmeye çalışan devrimleri ve o devrimlerin ülkesini iyice uçuruma sürersin.
Bence de olmadı Can, sen bir yerde hata yaptın.
Not: Şu “Tayyib” filmi de süper fikir.
Cevabınızı yazın!
Yorum yazabilmek icin giriş yapmış olmalisiniz.
Üyelere özel
Yazarlar
Sayfa sayacı
Yoklama
KATEGORILER
Arşivler
RSS sayaci
Yazi takvimi
Etiketler