AB Yolunda Türkiye !!!
Dün gece gördüğüm bir rüya beni çok etkiledi.. İlginç bir Türkiye portresi.. Aynen paylaşmak isterim..
“PADİŞAHIM ÇOK YAŞA!” ile başlayan, “ATAM İZİNDEYİZ!” ile devam eden ve “AB YOLUNDA TÜRKİYE!” sloganlarına varan serüvenimiz, üzerinde derinlemesine düşünmemiz ve önemli notlar almamız gereken bir noktaya gelmişti.
Yıllar yılı suni gündemlerle oyalanan ülkem; gerçeklerden uzak, belirli siyasi grupların kontrol ve denetiminde bir yaşam sürmüş, gelinen noktada büyük ekonomik ve sosyal krizlerin kucağına terk edilmişti.
Türk nüfusunun % 80’den fazla bir bölümünde ciddi psikolojik problemler olduğu açıklanmaktaydı..
Asgari ücrette indirim yapılmakta, benzin zamlarındaki geri dönüş ülkeme yansıtılmamakta, dünyanın hiçbir yerinde bir örneği bulunmayan bir şekilde ve hukuka aykırı olarak “faize faiz işletilmekte”, serbest piyasalar kazançlarının neredeyse % 53’ünü devlete vergi olarak vermekteydi..
Altın yumurtlayan tavuklarımız satılıyor, yabancı sermaye işçilerimizi işten çıkartıyor, 30-40 yıldır her türlü ekonomik krize göğüs geren şirketler ve esnaf kepenk indiriyordu..
En kutsal kurumumuz olan evliliklerin % 80’i boşanma ile sonuçlanıyor, adliyenin önünde sadece boşanmış olduğu için bir güzel kızımızın cesedi yatıyordu..
Suç oranı gittikçe artmış, işlenen suçların nitelikleri basit yaralamalardan trafik kavgasında adam öldürmelere kadar ilerlemişti.. Verilen yargı kararları toplumu infiale sevk ediyordu..
Düşünce özgürlüğü adı altında, Yüce Önder’e örtülü olarak hakaret eden belgeseller “reyting” rekorları kırıyor, üst düzey devlet yöneticileri “filmi çok beğendikleri” hakkında beyanat veriyordu..
Tarafsız kalması gereken yapılanmalar; Yüce Önder karşıtı olmasıyla gurur duyan personele bırakılıyor, insanlar menfaatleri uğruna Atatürkçü olduklarını gizler hale geliyor, tayin terfi ve atamalar şekil değiştiriyordu..
Yasa dışı örgüt yanlısı olmakla gurur duyan bir “SİYASİ PARTİ”, halkı devlete karşı isyana teşvik ediyor; halk çeşitli illerde polisle çatışıyor; Diyarbakır’da başbakana saldırılmasın, diye özel önlemler alınmak zorunda kalınıyordu..
Televizyon programlarına katılan gençler milliyetçi güdülerle ve en saf haliyle “bir an önce askere gitmek istediğini” söylüyor; şehir hayatını huzur içinde yaşamamızı sağlayan emniyet güçlerimiz, yine tamamen saf ve temiz duygularla, Şanlıurfa’da –sanki seferberlik halindeymiş gibi- “vatan sana canım feda” nidalarıyla şehir ortasında uygun adımda yürüyüş yapıyordu..
Üniversitelerin birinde öğrenciler “GÖRÜŞLERİNİ AÇIKLARKEN” polisin müdahalesiyle karşılaşıyor, öğrenciler polisin görevini yaptığını unutuyor ve saldırıyor, polis ise aldığı darbelerin etkisiyle karşısındakinin “ÖĞRENCİ” olduğunu hatırlayamıyordu.. Üniversitenin bahçesinden ambulanslar ardı ardına çıkıyordu.. Hoşgörü sona ermiş, sap ile saman karışmış, iyiler de kötüler de aynı oyunun parçası olmuşlardı..
Cumhurbaşkanı, yabancı devlet başkanını karşılamaya gitmiş ve bin yıllık devlet töresi ayaklar altına alınmıştı..
Bir anda kabusumdan çığlık atarak uyandım.. Ama çığlığımı kimse duymuyordu..
Neyse ki rüyaydı.. Neyse ki güzel ülkemin başına bunlar gelmemişti..










Sakın derin uykuya dalma! Her zamanki gibi tilki uykuna devam et.. Bu arada hoşgeldin sefa getirdin..
Son gunlerin yaygin bir ruyasi sanirim bu. Asiri dozda uyusmuslugun etkisi olarak halk arasinda yayginca goruluyor. Maalesef uyanan sayisi az, kendini kaptiran sayisi fazla.
Cevabınızı yazın!
Yorum yazabilmek icin giriş yapmış olmalisiniz.
Üyelere özel
Yazarlar
Sayfa sayacı
Yoklama
KATEGORILER
Arşivler
RSS sayaci
Yazi takvimi
Etiketler