Ana Sayfa » Gündem, Türkiye, siyaset

Fatih’in torunlarıyız, kömürcünün kralıyız…

12 Aralık 2008 taylanesen 1 yorum var

Bildiğiniz üzere seçimler yaklaştı. Oy lazım. Bir miktar propaganda, bir miktar rüşvet ve birtakım ali cengizler sayesinde olmayacak şey yok.

Örneğin; kara çarşafa kırmızı üstüne beyaz altı ok takılabilir. İçi sızlayana Gripin tüm bakkallarda. Ya da poşet poşet kara elmas.

Çarşaf ile ilgili yazı yazmayı şimdilik erteliyorum. Zira ben geçen seçimde CHP’ye oy verdim, demek ki bu eşekliğe bende ortağım. Çıkıp beni benden iyi eleştirecek birileri olacaktır.

Gelelim kara elmas hadisesine. Vereceği bir iki oy karşılığında sahip olmaya layık olduğu en büyük şeyin kaybettiği eşeği olduğunu sanan yalnız ve güzel ülkem insanı, bu seçim döneminde de kömür ve gıda avansı karşılığında keriz gibi teslim olmayı uygun görmüş ve eşeğini “şimdilik” geri almıştır.

Esasında çok yorum yapılacak bir konu değil. Sadece bir şey hatırlatmak niyetindeyim.  

Biz madem gerinmemiz gerektiğinde “Fatih Sultan Mehmet’in torunlarıyız” diyoruz, o zaman vasiyetine de uymamız gerekir.

Osmanlı’nın en önemli üç padişahından biri, İstanbul’un sahibi Sultan 2. Mehmet vasiyetinde buyurur ki:

“Külliyemde inşa ettirdiğim imarethanede şehitlerimizin aileleri ve İstanbul’un fakirleri yemek yiyeceklerdir. Yemek yemeye veya almaya gelemeyen olursa bizzat görevliler, yemekleri hava aydınlanmadan, kimsenin sokaklarda olmadığı zamanlarda, kapalı kaplarla evlerine götüreceklerdir.

Bir bildiği vardır herhalde.



taylanesen tarafından yazılan diğer yazılar

1 yorum var »

  • plastikdiagnostikhead demiş ki:

    Ne acı ki madencinin üç kuruş yevmiyeye karşılık bedeninden, zihninden avuç dolusu bedel ödediği; uğrunda öldüğü o kara elmas, sanki tüm bu emeklerine küfredercesine, halkının -ısınsınlar diye uğrunda kan tükürdüğü halkının- ağzına çalınan bir parmak bal niyetine kullanılıyor.. Aynı kömürün karasıyla gözü boyanan, kör olan halk sadece madencinin değil, kendi emeğinin alım gücünü de yerle yeksan eden o adamları, elleri üzerinde yükseltiyor.. Bu dönence böyle dönüp duruyor..

    Benim ağzımda çoooook eskilerden bir türkü, yarım yamalak; konuşmaktan, yazmaktan başka halta yarayamadığımı, yarayamadığımızı yüzüme tokat gibi patlatıyor.. Çoğunluk cehaletin bayrakçısıyken azınlığa şok yemek düşüyor..

    “…
    İndim maden ocağına kara elmas diyarına
    Yeryüzü sıcak olsun diye dost
    Yıllar boyu kazma salladım buskunca bu zindanda
    Çocuklarım gülsün diye dost oysa bizim evde gülen yok

    Yeraltında ezilenler yeryüzüne seslenirler
    Madenler bizim derler gerekirse ölüm derler
    …”

Cevabınızı yazın!

Yorum yazabilmek icin giriş yapmış olmalisiniz.