Ana Sayfa » Çevre

Güzel Şeyler Bunlar

16 Mart 2009 ermeka 5 yorum var

Tantana’ya mutlaka birgün Türkiye’de yaşanıp benim hoşuma giden veya bana memleketin geleceğiyle ilgili umut veren bir şeyler yazacağımı biliyordum. İşte o gün geldi çattı… 

Geçen akşam, iş dönüşü apartmana girdim; asansörden çıkıp evimin kapısının önüne dalgın dalgın yaklaşırken paspasın üzerinde kırmızı renkte, yaklaşık otuz santim yüksekliğinde silindirik bir nesne gördüm. Apartmanın iç aydınlatması, sık sık olduğu gibi o gün de bozuk olduğundan yabancı nesneyi algılamam daha da zorlaştı.

Neydi bu yabancı cisim?

Kim koymuştu?

Kapıcı, sütçü, hırlı, hırsız…?

Üçüncü sınıf plastik malzemeden üretilmiş bu kırmızı bidonun dışındaki etiketi ve içindeki bilgilendirme notunu okuyunca ne amaca hizmet edecek olduğunu anladım.

Muhtemelen bu uygulamadan haberi olanlar vardır ancak ben yeni öğrendim. Bu bidoncuk evde kullanılan kızartma yağlarının lavaboya değil kendi içine dökülüp biriktirilmesi amacıyla belediye tarafından dağıtılmış. Bidon dolunca, üzerindeki irtibat numaraları arandığı takdirde ekipler bidonu toplamaya geliyorlarmış.

Kızartma yağlarını kesinlikle lavabolarımıza dökmememiz gerekiyor. Çünkü 1 litre kızartmalık atık yağ, yaklaşık 1 milyon litre içme suyumuzu kirletiyormuş! Ayrıca biriktirilen atık yağlar daha sonra alternatif bir enerji olan biyodizele dönüştürülmede kullanılabiliyormuş.  

Gelişmiş dünya ülkeleri ve özellikle Avrupa, çevre koruma ve temizliğiyle ilgili konularında bize göre çok öndeler. Memlekette bunca sıkıntı varken çevre konusu, biraz da haklı olarak, her zaman geri plana atılmıştır. Ancak toplum olarak çevre bilincini süratle geliştirmemiz gerekmekte. Bu konularda çalışmak isteyen, çevreye duyarlı binlerce insan olduğunu biliyorum.

Çevre ve Orman Bakanlığı bu ülkenin en yoğun çalışması gereken (özellikle orman yangınları konusunda) bakanlıklarından bir tanesidir. Ancak maalesef genel itibar bu bakanlığın “fasulyeden” olduğudur! Bu bakanlık, Maliye Bakanı “Kemal Abi’nin” bakanlığı kadar meşhur olmasa da daha temiz ve yaşanabilir bir Türkiye için kendilerinden çok daha fazlasını bekliyorum.

Belediyenin bidoncuk dağıtması gibi basit ama yerinde uygulaması dışında uzun zamandır Türkiye’de sevindirici haber arayan gözlerim sonunda muradına erdi. Bu defa ihracat ya da üretim rakamları değil; rakı fiyatları 4 yıl önceye dönüyormuş!

Son olarak Rakıname’den bir dörtlükle yazımı bitirmek istiyorum;

Ne dert kalır, ne keder,
İçeni mes’ut eder.
İçebilirsen eğer
Ruha ciladır rakı.



ermeka tarafından yazılan diğer yazılar

5 yorum var »

  • Erdinc Akbay demiş ki:

    Sevgili Emre!
    Gerçekten bir köşe yazarı edası var yazılarında, ilgiyle takip ediyorum.
    Çevre bilinci gibi sosyal bilinç içerikli konuların ikinci plana atılması özellikle 50′li yıllardan itibaren ülkemizde memlekette sadece karın doyuran (doyurduğuna inanılan) hususların önemli olduğu sığ bilincin yerleşmesiyle perçinlenmektedir. Oysa ki, bu tip rafine konularda bilinçlenmiş veya en azından bilinçlenmeye gayret eden toplumlar daha fazla katma değer üretecek ve karınla daha fazla doyacaktır. Yeri doldurulamadığından, bir kez daha örnek olarak, o dönemde açlık perişanlık zirvede olmasına karşın en rafine konuları topluma arz etme gayretinde olan Atatürk’ü vereceğiz…

  • plastikdiagnostikhead demiş ki:

    Şimdi bana kiminiz paranoyak, diyecek; kiminiz buldun da bunuyorsun.. Ne olursa olsun kafamdaki soruları sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim:

    1. Acep bu atık yağ dönüşüm projesi aslında çevreye duyarlı oy potansiyelinin sandığa katık olması için bir yağlama projesi olabilir mi?? Zira söz konusu belediye durdu durdu da seçim vaktinde mi aklına çevre meselesi geldi??

    2. Belediye bir taşla iki kuş mu vurmuş oldu?? Bir taraftan kendisine katık oy kazanırken diğer taraftan acaba bu dönüştürme işi kimin kasasına yağ olup akacak?? Malum hem bir dönüştürme tesisi lazım hem de dönüştürülen biyodizelin satılması işi var.. Her iki faz da birilerinin haksız şekilde yüksek kar elde edebilmesini sağlayabilecek zaaflarla dolu..

    3. Hatta ve hatta bu kırmızı bidonu kim, kime ürettirdi?? Normal koşullarda elbet ki bizim vergilerimizle ödenmiş olması gerekir amma velakin tam da seçim zamanı neden benim vergim birilerinin oy rantında atık yağlı katık değere dönüşsün??

    Şimdi gel de içme, di mi ama?!

  • Ermeka (author) demiş ki:

    Plastikdiagnostikhead’in yaptığı şeytanın avukatlığından başka birşey değil.
    Ama haksız sayılmaz.. Bütün bunları düşününce, iş içinden çıkılmaz bir hal alıyor. O zaman ne yapmak lazım?
    Bir “büyüğe” danışmak lazım, gel de içme!

  • Erdinc Akbay demiş ki:

    Temeli saglam olmayan ve cercevesi,kurallari iyi belirlenmemis projeler, ozellikle de hukukun tam anlamiyla uygulanmadigi ulkelerde dogal olarak rant kapisi haline gelebiliyor. Bu anlamda plastikdiagnostikhead’e katiliyorum. Ancak rant kapisi olusma veya baska bir tehlike dolayisiyla projelerin onu kesilirse kurunun yaninda yasin da yanmasi muhtemel. Dileyelim ve calisalim ki hukuki kontrol mekanizmasi islesin, vergiler dogru kanalize edilsin, projeler gerceklessin. Bu da sanirim ancak tepki veren ve icraatlari kendi ihtiyaclari dogrultusunda takip eden toplumlarda mumkun. Diyanetin devlet butcesinden, onca eksiklerine ragmen milli egitim ve adalet bakanliklarindan daha fazla pay alip halen memnun olmamasina kimsenin ses cikarmamasi hadisesi gibi suursuz kalmamali.

  • Taylan Esen demiş ki:

    Çekinceler maalesef ki çok yerinde. Bunu sebebi de rant kapilarini denetleyecek mekanizmaların yok edilmiş olması. Yine de tüm iyi niyetimizi korumaktan başka çaremiz kalmıyor.
    Durumumuz cebinde 50 kuruş para kalan adamın, umut satın almayı tercih ederek sayısal oynamasıyla aynı.

Cevabınızı yazın!

Yorum yazabilmek icin giriş yapmış olmalisiniz.