İnansak da mı saklasak, inanmasak da mı saklasak??
Hani, bir Nasrettin Hoca fıkrası vardır:
Hoca komşusundan bir kazan ödünç alır.. Geri götürdüğünde komşusu bir de bakar; kazanın içinde bir minik kazan daha.. Hoca açıklar: “Komşu, senin kazan doğurdu, gözün aydın..”.. Gel zaman, git zaman Hoca kazanı yeniden ödünç ister.. Bu defa kazanı bir türlü geri gelmeyen komşu gider, Hoca’nın kapısını çalar; aldığı cevap ”Komşu, senin kazan sizlere ömür, başın sağ olsun..” olur.. Yaygarayı koparan komşusunu sükunetle dinleyen Hoca, sorar: “A benim sevgili komşum, kazanın doğurduğuna inanıyorsun da şimdi öldüğüne neden inanmıyorsun!?”..
Bugünlerde bazıları da “kredi kartı mağduru” kavramına inanmıyor, bu mağdurları dürüst bulmuyor ya; “Kazandığın kadar harca, kardeşim..” diyor hani.. Peki bu bazıları, bunca pahalılıkta bu alım gücüyle bu çilekeş halkın açlıktan ölmediğine inandı da şimdi buna neden inanmıyor ki!? Mesela aynı bazıları sanayi üretiminin %21, ihracatın %29 gerilediğine inanıyor, ama -dünyanın genelindekiyle alakalı ya da değil- Türkiye’de bir kriz olduğuna da inanmıyor!?
Borçların silinip tamamen sıfırlanması tartışılır tabii, ama alternatif çok; yasal değişikliklerle bu borçlar yeniden yapılandırılabilir, borçlu yeniden işe girene kadar dondurulabilir.. Mesele, sorunun farkına varıp akılcı çözümler üretmeye niyet etmekte.. Yeter ki bu sorun da seçim kumpanyasında bir gösteriye, yerli malı yurdun malı sandıklarda ampule dönüşmesin..
Neyse.. ”Bazıları” diyorduk?? Bazıları ne bekliyor bizden, biliyor musunuz, sevgili komşular?? Onlar bizim alın teriyle kazandıklarımızın emanetçisiymiş, emanetimize asla ve kat’a hıyanet etmezlermiş.. İnanın, diyorlar.. Biz, bugün buna inanırsak bu bazıları, yarın emanetin öldüğüne de inanmamızı beklerler.. İnanmayın, komşular..
İnanmayın!!










Cevabınızı yazın!
Yorum yazabilmek icin giriş yapmış olmalisiniz.