Obama Geldi, Hoş Geldi
Suyunu bile kendi getirmiş ABD’den, ancak yine de biz Sayın Obama’yı ülkemizde ağırladık, diyelim. Güzel de bir konuşma yaptı Meclis’imizde. Satır başlarını aktardı basınımız; hepimiz sonuçlar çıkardık.
Dedi ki: “Türkiye ABD’nin müttefiki ve AB’nin bir parçasıdır. Bu sabah Atatürk’ün kabrini ziyerette Anıtkabir’den çok etkilendim. Ancak Atatürk’ün mirası bu etkileyici yapıyla değil; kurduğu laik ve bağımsız ülkeyle kendini açıkça gösteriyor.”
Çok güzel bir sonuç çıkardı, iltifat etti! Sonra şöyle devam etti:
“Abdülaziz’in bize gönderdiği küçük plakayla başlayan dostluk, bugün çok ileri seviyelere ulaştı. Türkiye ve ABD Kosova’da, Kore’de, Afganistan’da birlikte çalıştı.”
Müttefikliğimizi tarihten örneklerle perçinledi…
Ve ardından, çuvaldızı kendine batırdı; iğneyi (!) bize batırır iken:
“Geçmişimizle yüzleşmeliyiz. ABD halen kendi karanlık tarihiyle yüzleşiyor. Bizim ülkemizde kölelik ve ayrımcılık geçmişi var. Tarih trajik olaylarla dolu. Geçmişimizle yüzleşemezsek ağırlığı daha da artar. Bu Meclis’te 1915 Olaylarını da dile getirmem lazım. Ermeni ve Türk liderlerin attıkları cesur adımları gördük. ABD ilişkilerin normalleşmesini arzu etmekte ve sınırların açılmasını arzu etmektedir.”
Basınımız konuşmadan notlar çıkardı, biz de tarihten çıkaralım. Sayın Obama’nın dediği gibi geçmişimizle yüzleşelim, çok geriye gitmeden hemen İkinci Dünya Savaşı sonrasından başlayıp yakın tarihe bir göz atalım:
27 Şubat 1946 tarihinde ABD ile yapılan antlaşmaya göre Türkiye, ABD’nin işine yaramayan, savaştan arta kalan malzemeleri satın alır. Malzemelerin ya fabrikaları kapanmış ya da üretimleri durmuştur.
1950 yılında Kuzey-Güney Kore İç Savaşı’nda ABD, Türkiye’yi savaşın içine çeker. Ağırlıklı olarak taarruz ve yüz yüze savaş görevleri verilen 5445 kişilik Türk Birlikleri, savaşı 721 şehit, 2111 yaralı, 234 esir ve 473 belirsiz akıbet ile noktalar. Bu sonuç ile NATO’ya dahil edilir (18 Şubat 1952). Kore savaştan önce bölünmüştür, savaştan sonra da bölünmüş olarak kalır.
1974 Kıbrıs Harekatı’nı takiben müttefik ABD, Türkiye’ye 5 Şubat 1975’ten itibaren silah ambargosu uygular ve ambargo 1978 yılına kadar da sürer.
50’lerden 70’lere uzanan süreç içinde en dikkat çeken hususlardan biri; hibe, yardım vb. gibi isimler altında borçlanmalar ve bedava buğday, çocuklara süt tozu, peynir ve de beraberinde “Çocuk Felci” patlaması olarak ülkemize yayılan Marshall Planı’dır.
70’lerin sonunda Türkiye’de ortalık karışmış, sonuç yine askeri darbe olmuştur. ABD yönetiminin darbeden haberdar olduğu söylentileri ve darbe gecesi Başkan Jimmy Carter’a “Bizim çocuklar işi bitirdi.” anlamında bir mesajın bir toplantının ortasında iletildiğinin konuşulması, 12 Eylül’de ABD’nin rolü konusunu da tartışmalar açmıştır.
80’ler, 90’lar ve hatta 2000’li yıllara da girersek misafirperverliğimizden ve müttefikliğimizden şüphe duyulur, Tanrı esirgesin…
Neyse, biz Türkiye’yi anlatmayı keselim burada; zaten çok iyi biliyorsun bunları ama, yine de hoş geldin Bay Obama!










Bunu beğenen, şunu da beğendi: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11379505&yazarid=249&tarih=2009-04-07
Cevabınızı yazın!
Yorum yazabilmek icin giriş yapmış olmalisiniz.