Ayna Ayna…
Baktım gözleri kırmızı, yeşil, şiş… Toprak koktu yanaklardan; belli ki yeni yağmış(!). Saçlarının dibinde kum taneleri; belli ki esmiş(!). Şimdi durulmuş, ama öncesi dalgalanmış(!). Durulmuş gözlerle aynaya bakmış, hiçbir yere gitmek istemiş(!). Bir kere de hiçbir yere gidelim, kimse gitmiyor oraya, diye düşündü. Camdaki satılık ilanı ona gereksiz bir keder yüklerken, dışarıdan bir otomobil ezdi geçti asfaltı, umarsız.
Ayna ayna, söylesene ne zaman büyüdüm ben bu kadar? Daha dündü, bugün döndü dünya? Baktı kavrulurken gözleri tuzlu, yuvalanmış yılları saydı çizgi çizgi. Çok mu şaşırmıştı da acaba alnını da çizmişlerdi? Neşeyle parantez içine alınmış dudaklarını görünce mutlu oldu; anlaşılan iz bırakmıştı güldürenler. Hemen bir tebessüm daha gönderdi aynaya, selamladı artık masum bakmayan yüzünü, döndü şarap kadehine, şerefe kadeh kaldırdı boş duvara. Duvar ses etmedi!










Cevabınızı yazın!
Yorum yazabilmek icin giriş yapmış olmalisiniz.