Sanat kateorisindeki yazılar
Edebiyat, Headline, Yazı »
Baktım gözleri kırmızı, yeşil, şiş… Toprak koktu yanaklardan; belli ki yeni yağmış(!). Saçlarının dibinde kum taneleri; belli ki esmiş(!). Şimdi durulmuş, ama öncesi dalgalanmış(!). Durulmuş gözlerle aynaya bakmış, hiçbir yere gitmek istemiş(!). Bir kere de hiçbir yere gidelim, kimse gitmiyor oraya, diye düşündü. Camdaki satılık ilanı ona gereksiz bir keder yüklerken, dışarıdan bir otomobil ezdi geçti asfaltı, umarsız.
Ayna ayna, söylesene ne zaman büyüdüm ben bu kadar? Daha dündü, bugün döndü dünya? Baktı kavrulurken gözleri tuzlu, yuvalanmış yılları saydı çizgi çizgi. Çok mu şaşırmıştı da acaba alnını da çizmişlerdi? Neşeyle parantez içine …
Edebiyat, Featured, Yazı »
Harfler boş boş bakınmaktan sıkılmış kelime olmuş, cümleler kurulmuş haberim yok. Beyne bir komut: “Yaz!” diye, hemen “Tamam.” dedim. Meğer bütün organlar tehdit altındaymış. Yazmazsam ne kalbe bir çare var, ne beynime bir çare. Ben de biçare yazdım oracıkta.
Nasıl da özlemişim Boğaz’ı. Önce selamlıyorum eğilerek, saygıda kusur olmasın, sonra müsaadesiyle oturuyorum karşısına, alıyorum kahvemi. Geçiş izni bekleyen gemiler gibi, aldığım her yudum kahve boğazımda diziliyor. Başlıyorum ağlamaya. Bir gök akıtıyor yaşlarını, bir ben… İnatlaşıyoruz. Ankara’nın tozunu alıyor pabuçlarımdan, yağmuruyla temizliyor. Karalar bağlamış yüreğime bir güneş diliyorum; ama göstermiyor. Benden dertli …
Edebiyat, Spor »
Çok sevdiğim bir arkadaşımın Mircea SASU’ya yazdığı şiiri sizlerle paylaşmak istiyorum ama ondan önce hakkında internetten bulabildiğim birkaç bilgiyi vereyim:
Sasu’nun lakabı Deli Sasu idi. Kornerden falsolu goller atma yeteneğine sahipti. Müthiş kıvraktı. Ama ne yazık ki çok kısa kaldı. Adı üzerinde, deliydi. Bugün oynamış olsaydı, bütün tribünler o adama tapardı.
Çok büyük futbolcuydu. 1970-71 Sezonu’nda Fenerbahçe’ye gelmişti. Hagi’den de Hoijdoonk’tan da büyük futbolcuydu. Ama alkolikti. Maçtan sonra Romanya’ya kaçar, yine getirilir; 2 gol atar, yine kaçardı. Problemli biriydi ama oynatılabilseydi çok büyük yıldız olurdu.
Kötü gidişat sebebiyle sezon ortasında 3.000 Dolar’a (27.000 …
Featured, Sanat, Sinema, Türkiye, sosyal »
Geçenlerde Yılmaz Özdil kullanmış bu tabiri: “Recep İvedikleşmek”
İlk 3 gününde 1.2 milyon kişi izlemiş filmi. Şu sıralar 2.2 milyon kişi olmuş bile. İzlenme rekoru ilk filmde: 4.3 milyon. Bu alanda ikinci Kurtlar Vadisi Irak: 4.2 milyon, üçüncü Gora: 4 milyon. Üç Maymun, yurt dışında fırtınalar estirdi, yalnız ve güzel ülkemde 126 bin kişi izledi. Yani yaklaşık 0.13 milyon
Ben ilkine gidememiştim. Televizyonda bir bölümünü izledim. İkincisi rekor üsüne rekor kırıyor. Türk sineması için olağanüstü bir başarı. Şahan Gökbakar’ı da Zoka zamanından beri izlerim. Bence bu kadar seyredilmeyi de hak ediyor.
Ama sorun …
Edebiyat, türkçe »
bir dağ başında
içeriden geldi mi
ince ince sızan,
bir kaynaktır yazmak..
artezyen değildir,
canın istediği vakit
çevirdiğin kadar aksın..
ve taştan kuyu değildir,
her daldırışında
kova dolusu ferahlık çıksın..
Sinema »
Sinemadan çıktı, hızlı adımlarla yürümeye başladı.
Nereye gittiğini bilmiyordu.
Bir önemi de yoktu zaten nereye gittiğinin.
Ara sokaklarda dolaştıktan sonra kitabevine uğrayıp dört tane kitap aldı.
Biraz daha iyi hissediyordu şimdi kendini.
Sakinleştirici etkisi vardı bu kitapların.
Her zaman yaptığı gibi hepsini aynı anda okumaya başlayacaktı.
En büyük zevki buydu.
Birinden sıkılınca diğerine geçecekti.
Kitaplar bitesiye kadar bu böyle devam edecekti.
Ama bugün kitaplar bile tam olarak sakinleştiremiyordu onu.
İzlediği filmin etkisindeydi hala,
Çağan Irmak’ın Issız Adam adlı filminin.
Bu film hayatına girmiş olan ıssız adamları anımsamasına neden oldu.
Kesin kulakları çınlıyordur şimdi hepsinin diye aklından geçirdi.
Başta onları anlamamıştı.
Sonra anladı.
Anladıkça onlar için üzüldü.
Hiçbir zaman …
Yazı »
“Müziği hissediyorum!” diye bağırmaya başladı.
Daha sonra çığlık atmayı bırakarak kulakları olduğuna şükretti.
Aynaya baktı, kulaklarını sevdi.
Duyduğu için dua etti bir kez daha.
Dua ederken aynaya bakıyordu. O sırada gözlerinin kulaklarına kıskançlıkla baktığını farketti.
Haklıydı gözler.
Sevdiği, hatta taptığı filmleri izlemesine yardımcı olan onlar değil miydi?
Gerçekten anladı haksızlık ettiğini.
Özür diledi.
Gözler gülmeye başladı.
Çok mutluydular.
İyi ki vardılar.
Biraz daha uzağa gitti ve tekrar aynaya baktı gülümseyerek.
Mucizevi bir şey oldu.
Büyüdü.
Gezi, Homini Gırtlak, Müzik, Yemek, sosyal »
Biz zaten sarhoştuk da(!)… Bol alkollü ama çok ayık, az uykulu, çok aşklı gecelerdi onlar. Yine düştük Bodrum yollarına, düştük aşklara; elimden tutup kaldırma.
Bodrum’a Torba kavşağına dönmeden girildi, terminalinde inildi hemen bir nefes Eylül çekildi. Kocaman bulutlar arasından sıyrılıp el sallayan güneş, vedalaşırken kırmızıydı yine rengi aşkın. Kısık ateşte kavruluyordu ruhum Gümüşlük batımında.
Fazla ‘jazz’ yapmadan konuyu Bodrum’da açılan Jazz Cafe’ye getirmek istiyorum. 1982’de Bodrum’da ve sonrasında 1997’de İstanbul’da açılan Jazz Cafe, Beyoğlu’ndan sonra yine yaz sezonuna Gümüşlük’te başladı. Tanışma fırsatı da bulduğum Sevgili Cengiz Şanlı ve Mete Gürman’a …
Müzik »
Efsanevi rock grubu Pink Floyd’u 1964 yılında Roger Waters (bas gitar), Nick Mason (Davul) ve Richard Wright (klavye) ile birlikte kuran Richard Wright bugün (17 Eylül) 2008) hayatını kaybetti. 1980’de gruptan ayrılıp, 1987’de gruba tekrar katılan Wright’ın “Wet Dream” (1978) ve “Broken China” (1996) adında iki de solo çalışması bulunmaktadır.
Klavyesi ile grubun tarz belirleyicisi olan Wright’ın ölüm haberini okuduğumda mırıldanmaya başladım: “Hey you! Out there in the cold, getting lonely, getting old, can you feel me?” (Hey sen, dışarıda, soğukta yaşlanan.. Beni hissedebiliyor musun?)
Milyonları fethettiler, 1995’te ise beni…
Progresive-psychedelic tarzda yapılmış bir albümdü, “Ummagumma” …

